İnsanlık tarihi kadar eski ve mitolojilere konu olan üzümün tarihi günümüzden 9 bin yıl öncesine dayanıyor. Neolotik dönemle birlikte başlayan tarımsal faaliyetler; ilk olarak tahıl, baklagiller ve sonraki dönemlerde de üzüm asmasının evcilleştirilmesi ile devam etmiştir. Yapılan araştırmalara göre üzüm, Kuzeybatı Zagros Dağları’yla Transkafkasya arasında evcilleştirilmiştir.
Üzüm, Akdeniz’de gündelik yaşamın önemli bir parçası haline gelmiştir, hemen hemen her sofrada üzümden elde edilen şaraplar bulunmaktaydı. Mitolojiye, felsefeye konu olmuştu, tüm bunlar üzümün Akdeniz’de kültür yaratan üç temel üründen biri olmasını sağlamıştır.
Antik Şarap İşçiliği
Bağcılık ve Şarap deyince Anadolu’da akla ilk Hitit uygarlığı gelse de zeytinyağı üretimiyle meşhur olan Klazomenai Antik Kenti’nde de zeytin yağı ve şarap saklamak için kullanılan amforalara rastlanmıştır. Akdeniz kültürünün vazgeçilmez parçalarından olan zeytin ve üzüm yetiştiriciliği sonucunda üretilen zeytinyağı ve şaraba tüm Akdeniz’de rastlamak mümkün. Antik Yunanlılar, Üzümü bir tarım ürünü, şarabı da bir içecek olmanın ötesine taşımışlardır, öyle ki Dionysus adında şarap tanrıları vardır.
Antik Çağda Şarap Yapımı
Antik çağda insanlar şarap yapmak için üzümleri ayaklarıyla eziyor, sonrasında pres makineleriyle suyunu çıkartıyorlardı. Akan su şarapların saklandığı kaplarda mayalanmaya bırakılıyordu. İlk olarak akan üzüm suları daha kaliteliyken sonraki ezmelerden elde edilenlerin kalitesi daha düşük oluyordu. Bunlar ya ikinci kalite şarap oluyor ya da sirke olarak satılıyordu. Üzüm suyunun içindeki şeker, fermantasyon evresinde alkol ve karbondioksite dönüşüyor ve şeker miktarı, şaraptaki alkol miktarını belirliyor. Fermantasyon süreci biten şaraplar reçine ile sıvanmış amforalara, ince bir bez yardımıyla süzülüyordu. Son olarak şarap bu amforalar içinde ısı ve ışığa maruz kalmadan birkaç hafta bekletilirdi.







